First Week of Yale SOM Executive Education Women’s Leadership Program

My very first experience on an online training platform was an executive leadership education at Yale SOM. It was a 6-week program, and the first round was about “Values-Driven Leadership”.

We started with a role-play. I closed my eyes and thought about the characteristics and values of the individuals I met until now. The first people who come into my mind were my PwC partners Cansen Symes and Zeynep Uras! I would like to work more closely to them and get more details about their leadership styles. However, I had limited chance within distant observations, and I was quite young when I was working in PwC. However, this was enough as well! Whey I remember their name first? Because I find them very calm and make you think that they know what they are doing.   

My favorite professor of the course is Rodrigo Canales for now. He commented on this exercise that generally people think about business leaders however they do not want to have their features. Maybe it is true for other applicants however my feeling about these two businesswomen leader is not so. I would like to have their features for having a leadership style like them of course under my comments.

Another exercise was about leaders. The names which come into my mind when I heard the title as “leader” were Ruth Bader Ginsburg and Michelle Obama. Two women with strong roots, strong educations, and a clear picture of what they desire. They look like they have the control of “now”, not like leaves on water. They have the power for determining their desire and way of it. We discussed gaps in leadership characteristics and it has been stated that there is a clear difference between business leadership and human leadership. I do not agree with this argument as well. The instructor also specified masculinity features (strength, domination, persistence, and vision) and femininity features (integration, compassion, empathy, and collaboration). I see myself I have all, with different levels. Like being Samatha Jones-Charlotte York-Miranda Hobbes at the same time!

We touched an extremely popular topic as well, using emotional awareness when negotiating. This is possible only with leading with core values and noticing your own strengths. At this moment, there are two points I would like to underline. First is choosing one for being: Thermometer Leader or Thermostat Leader. If you directly reflect the tension in your team you are a thermometer leader. If you regulate and use it for absolute progress you are a thermostat leader. Both are necessary, both are true. As a leader, I need to understand my core values, my leadership style, and manage the extra set of emotions for choosing one of them at the right time and the right spot.

As a summary, the first week was highly effective for me. Benefiting both “Thermometer” and “Thermostat” leadership skills and regulating an extra set of emotions will be my priorities for my next leadership experiment. Even if I found the grades a little easy, I liked the course a lot! 

#ZeynepStefan, #ValueDrivenLeadership, #Leadership, #YaleSOM, #AboutMe

 96 total views,  6 views today

40 Yaş, 40 Kitap, 4 Dil, 4 Ülke ve 4 Diploma

40 yaşıma 2 sene kaldı. Harika, inanılmaz zor, öğretici ve hızla geçen 8 yılın ardından sanki eskisinden daha enerjik hissediyorum, sanki bir 40 yıl daha bu kadar hızlı, öğretici ve dopdolu geçer diye düşünüyorum. 40 yaşıma vardığımda sahip olmayı istediklerimle ilgili düşünceler içerisindeyim bir zamandır. Sağlık, hareket kabiliyeti, temel ihtiyaçların karşılanabilmesi için yeterli finansal kaynakların olmasının yanında 40 yaşımda yapmış – başarmış olmayı istediklerim var. 40 yaşıma kadar örneğin 4 tane üniversite diplomam olsun istiyorum. 3 tanesini zaten aldım, çocuk gelişimi ile ilgili okuduğum 2. Üniversiteyi 4. Diplomam yapmak 40 yaşımdan önce yapmak istediklerimden. Böylece bebeklerin ve çocukların zihinsel ve bedensel gelişimi için okuduğum kitaplar ve bende oluşturdukları düşüncelerde şekillendireceklerimi ( bu düşüncelerimi www.adenveiris.com adresinde yazıya döküyor olacağım) teorik bir temele de dayandırmış olacağım. Şimdilik bir hobi gibi başlayan bu ilgi belki uzun yıllar sonra bir işe de dönüşebilir; sigortacılık, risk yönetimi ve iktisattan sonra kendimi tanımlamak için kullanacağım dördüncü bir kavrama da dönüşebilir.

Son yıllarda üzerinde çalıştığım başka bir konu ise okumalarım. İnsan okudukça aslında ne kadar cahil olduğunu anlıyor. Okudukça daha çok okumam, daha farklı dillerde okumam, daha farklı disiplinlerde okumam gerektiğini görüyorum. Bu yüzden önce kendime günlük, 2 günlük ve son olarak daha makro çerçevede yıllık hedefler koydum. Örneğin günde mutlaka 50 sayfa (anadilimde) okumuş olmayı istiyorum. Sonrasındaki hedefim Türkçe’nin yanında İngilizce, İtalyanca ve Almanca’da da okumalarımı yoğunlaştırmak ve düzenli kılmak. Bu sayede yıl sonunda mutlaka en az 40 kitap okumuş olmak. Bu amaç çerçevesinde 2019’da 48, 2018’de 33, 2017’de 13 ve 2016’da 19 kitap okumuşum. Umarım 2020’de, gerçekten beni geliştiren kitaplarla 2019 yılının çok çok üzerinde bir sayıda ve  etkin bir şekilde okumayı başarabilirim. Okumakla ilgili duyduğum en etkili cümle Ömer Koç’a aitti: ‘Okumak kendimi güvende hissettiriyor, çünkü dolu bir tabancaya sahipmişim gibi hissediyorum.’ Ben de okumakla ilgili kesinlikle bu hisse sahibim.

Bununla birlikte, çeviri kalitesini genel olarak kötü bulduğumdan artık iktisat kitaplarını mutlaka ana dilleri olan İngilizce’de okuma kararı aldım. İtalyanca’da okuğum ve içerdiği güncel konularla İtalya ve İtalyan kültürüne dair çok şey öğrendiğim Adesso ve gerçek anlamda Almanca öğrenebilmemi sağlayan Deutsch Perfekt ise yine aylık sayıları ile okuma listemde yer alıyorlar. Böylece 40 yaş hedefimdeki diğer bir madde olan 4 dil konuşabilme hedefine de daha hızlı yaklaşmış oluyorum. Anadilim Türkçe’nin yanında 1993 yılında Erzurum Anadolu Lisesi’ne başladığımda İngilizce, 2012’de İtalya’ya transfer olduğumda İtalyanca, 2016’da Almanya’ya taşındığımda ise Almanca öğrendim. Şimdi bu dört dilde hem okuyabiliyor, hem yazabiliyor hem de iş toplantıları gerçekleştirebiliyorum. Umarım ileride anadilim de dahil bu dört dili kullanma kalitemi sürekli arttırabilirim.

Son olarak 40 yaşına geldiğimde 4 ülkede yaşamış olma hedefim var. Şimdiye kadar Türkiye’de, İtalya’da ve Almanya’da yaşadım. Bundan sonrası için de hangi ülkede yaşamak isteyeceğimle alakalı net olmasa da kafamda fikirlerim var. Bakalım zaman bana neler getirecek.

Bu yazıyı 40 yaşımda açacağım bir mektup gibi kaleme almak istedim. Dolu bir tabanca gibi dopdolu bir hayatta güvenli ve üretken nice yıllara.

#ZeynepStefan, #AboutMe

 408 total views,  2 views today