Rekabet Odağı Değişebilir mi?

Rekabet Kurumu’nun sadece finansal piyasalarda değil, iktisadi yapının genelinde gerçekleştirdiği dönüşümü merakla ve heyecanla takip ediyorum. Bu merakım 13 haftalık ‘Rekabet Hukuku’ seminerlerinde başladı ancak etkisi 13 haftadan çok daha uzun sürecek gibi. Bu etkinin temeli Carl Jung’un çok sevdiğim bir sözünden geliyor: ‘Önündeki yol netse muhtemelen başka birinin yolundasın.’

Birçok şeyi otomatikleştirmeye çalıştığımız günümüzde aslında ne kadar başkasının yolunda gitmezsek o kadar başarılı olacağımıza inananlardanım. Dolayısıyla yer aldığım sektördeki düzenleyici kurumdan, hesap vermem gereken hissedarlardan veya yönetim kurulu üyelerinden bir şeyi çok farklı bir formda yapmak istediğimde duyacağım sorular benzer ve ön görülebilirdir. İyi bir fizibilite raporu ve detaylı bir projeksiyonla gerçekleştirmek istediğim o harika fikre hayat vermek için hesap vermem gereken bütün mercileri ahenkli bir şekilde bir araya getirebilirim. Sistemik riske olan katkım ölçüsünde de bana izin vereceklerdir veya iş planlarımda pivot yapmamı isteyeceklerdir.

Bir noktaya kadar ikna edilebilir. Dünyayı değiştirmek için bir adım atılır ve o harika belirsizlik dönemi başlar. İlk fikrim onlarca-yüzlerce farklı versiyona ulaşıncaya kadar uğraşmaya devam ederim. Bu versiyonlarla denerim. Uygun görürsem hissedarlarımı değiştiririm, gerekliyse yöneticilerimi. Takılabileceğim tek bir taş bile yok, aslında yoktu. Ta ki rekabet otoritesi aslında nasıl bir güç kaynağını elinde tuttuğunu fark edene kadar.

Rekabet Kurumu’nun, benim gözümde onu aslında her şeyin merkezine çeken özelliği de buradan gelmekte. Başka bir yolda gitmek isteyen birinin dikkate alması gereken tek merci ve yakında iş planlarımızı ilgili düzenleyici kurumdan önce sunacağımız kurum.

Bunu seminer programı sırasında sunum yapan avukata sorduğumda sorumu anlatamadım, programın koordinatörü de anlatamadım. Hâkim durumda değil diyerek cevap verdiler. Halbuki zaten daha önce gidilmemiş bir yoldan gideceksiniz doğal olarak pazar liderisiniz, doğal olarak kartelsiniz. Hatta, yaptığınız işin orijinalliği ölçüsünde benzersiz, rakipsizsiniz ve o ölçüde kartelsiniz. Bu harika yörüngeden beni çıkartabilecek tek kuvvet ise rekabet otoritesinde.

Şu anda Rekabet Kurumu’nun etkisi bir faaliyetin piyasayı hangi yüzdelerle şekillendirebildiği, diğer paydaşları dışlayıcı bir etki yaratıp yaratmadığı sorularıyla başlıyor. Belki şu anda yavaş ilerliyor. Ancak etkisi o kadar belirleyici ve keskin ki sadece ‘inceleyeceğim’ demesi bile milyonları çöpe atmanıza yetiyor. Bu risk, bu harika fikrin sahibi tarafından kesinlikle göze alınamayacak kadar büyük.

Ancak buradaki öğrenme hızına dikkatinizi çekmek isterim. Sadece Türkiye uygulamalarında değil, dünyanın diğer rekabet kurumlarıyla da birlikte eksponansiyel olarak büyüyen bir öğrenme eğrisi var karşımızda. Ve ‘eğer öyleyse’ (what if) soruları. Gerçeklikten ‘şimdilik’ bağımsız gelecek tasarımı soruları. İş planımı ilgili düzenleyici kurumdan önce rekabet otoritesine onaylatmak istemekte %100 haklıyım bence!

Program dolayısıyla tanıdığım iki yeni kahramanıma Lina Khan ve Tim Wu’ya bir sonraki yazımda değiniyor olacağım.

#ZeynepStefan, #AIZA, #LinaKhan, #TimWu #WhatIf, #ChiefQuestionOfficer, #ToBeChrystalClear #Circumstances, #Possibilities.

 531 total views,  1 views today

0 replies

Leave a Reply

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Leave a Reply

Your email address will not be published.