Istanbul BlockChain Women

İstanbul Blockchain Women (IBW), 2018 yılında kurulan, benim Ağustos ayında katılma fırsatı bulduğum harika bir organizasyon. Blockchain alanında Avrupa’da bile benzerlerinin 2019 yılının ikinci çeyreğinde ortaya çıktığını dikkate alırsak ne kadar vizyoner bir oluşum olduğunu daha iyi anlayabiliriz. İtiraf etmeliyim ki iş hayatında ‘kadın’ öğesinin öne çıkarılmasına 2016 yılına kadar mesafeli duruyor, kariyerin cinsiyet vurgusu olmadan sürdürülmesi gerektiğini düşünüyordum. Ancak hem Türkiye’de hem de Avrupa’da deneyimleyerek öğrendiğim eşitsizlik bu konudaki bütün fikirlerimi değiştirdi. İş hayatında yüzyıllardır devam ettirilen geleneklerin değiştirilebilmesi ve ‘eşit işe eşit ücret’ kavramının yerleştirilebilmesi için ‘kadın’ kavramını vurgulayan daha birçok oluşuma ihtiyaç var ve yol çok uzun. Bu önemli sebeplerden dolayı IBW, katıldığım birçok çalışma grubundan daha değerli hale geldi benim için. Bu harika toplulukla son çalışmamız ise bir kitap projesi oldu. Sigorta sektörü ve Blokchain’in olası uygulama alanları ile ilgili yazdığım bölüm, her biri ayrı bir yazının konusu olabilecek kadar detaylı incelenmeyi hak ediyor. Size kısa bir özetini sunduktan sonra, başlıkların her birine ayrı bir yazıda değiniyor olacağım.

Kariyerimin Almanya’da devam eden bölümünde sigorta sektörüne uygulanabilecek birçok yeni teknolojiyi inceledim, start-up’larla ve sektör katılımcılarıyla birlikte değerlendirdik. Rahatlıkla söyleyebilirim ki Blockchain ve genelinde DeFi, aralarında en kapsamlı ve toptan bir dönüşüme yol açacak olanları. Bu kabulden yola çıkarak blokchain’in sigorta sektörüne etkisini kitapta makro ve mikro olmak üzere iki perspektiften kaleme aldım. Makro perspektifte bence Blockchain için verilmesi gereken ilk ve en önemli karar marjinal fayda ile ilgili. Henüz geniş uygulama alanları bulamayan blokchain halen yüksek başlangıç maliyetleri gerektirmekte. Sağlayacağı faydanın gerektirdiği efor ve maliyete oranlanarak değerlendirilmesi büyük önem taşımakta. Sigorta ve reasürans sektörlerinde blokchain kadar etkin olmamakla birlikte benzer uygulamaların örnekleri mevcut. Bu uygulamaların erken aşamada korunarak teknoloji alanında daha bakir süreçlerin dönüştürülmesi akıllıca bir strateji olarak öne çıkabilir. Makro perspektifte değindiğim diğer iki unsur ise Covid -19 ve iklim değişikliğinin etkileriydi. Pandeminin gölgesinde kalsa da iklim değişikliği sektör için köklü değişiklikleri tetikliyor ve tetikleyecek. Bu belirsiz döneme sağlam altyapısı ve teknolojik hazırlığı ile giren şirketler geleceklerini garanti etmiş olacaklar. Risk, dolayısıyla teminat yapılarının değiştiği bir dönemde bu değişime gereken hızda cevap vermek sadece Blockchain ve benzeri teknolojiler ile mümkün olabilecek.

Mikro perspektifte öne çıkan ve Blockchain ile büyük yol kat edilebilecek unsurlar ise teminat açığı, penetrasyon oranı ve risk iştahı kavramları. Sektörün her oyuncusunun kendi bünyesindeki kararlar ile şekillenen ancak sektör adına büyük önem taşıyan bu üç unsur Blockchain’in sağlayacağı avantajlar ile (düşen operasyonel maliyetler, daha çok müşteriye ulaşılabilmesi, fon birikiminde artış, şirketlerin semayelerinde artış, daha önce teminat altına alınamayan risklerin kapsanabilmesi vb.) hızla değişecek ve hem sektörü hem de ekonomik yapıyı olumlu etkileyecektir. Bu adımların dışında dilimden düşürmediğim sigortacılık değer zinciri (insurance value chain) çerçevesinde de Blockchain’den beklentilerimi sıraladım. Genel olarak sigorta sektörünü yarattığı değer ve toplumsal yapıya etkisi açısından finansal sistemin en önemli aktörü olarak görmekteyim. Dolayısıyla Blockchain teknolojisinin sigorta sektöründe etkin şekilde kullanımı, finansal sektörün diğer aktörlerinin ortaya koyacağı değerden daha dönüştürücü olacaktır.

Son olarak yazımı sigorta sektörü için sıklıkla kullandığım ve mevcut durumu çok iyi bir şekilde açıkladığını düşündüğüm bir benzetme ile bitirdim. Sigorta sektörünün kişiye özel konfigürasyonu şimdilik mümkün kılamayan yapısı bana ‘Procrustes’in Yatağı’nı hatırlatmakta. Evine davet ettiği misafirlerini yatağının boyuna göre keserek kısaltan veya ezerek uzatan mitolojik varlık Procrustes, bütün müşterilerini genelleştirilmiş risk profillerine göre kalabalık gruplara ayıran ve aralarındaki farklılıkların prim bedellerine yansımasına sağlayamayan sigorta ve reasürans şirketlerinin günümüzdeki yapısına benzemekte. Daha kişiye özel, gerçek riski doğru fiyat ile yansıtabilecek bir sigorta-reasürans sektörü ise sadece Blockchain gibi süper etkin bir platform üzerinde var olabilecek.

#IBW, #IstanbulBlockchainWomen, #ClimateChange, #MarginalBenefitAnalysis, #Covid19Pandemic,  #ProtectionGap, #PenetrationRate, #RiskAppetite, #ZeynepStefan, #AIZAConsulting.

 590 total views,  2 views today

DLT Talent

Kasım ayıyla birlikte Frankfurt Business School ile 18 hafta sürecek harika bir programa başladım. “DLT Talent” olarak adlandırılan ve 200’den fazla başvuru arasından 38 kişinin seçildiği programın amacı DLT (distributed ledger technology) alanında inisiyatif alacak ve yeni oluşumların kapısını açabilecek liderler yetiştirmek. İki haftada bir online görüşüyor ve inovasyon alanında akademik çalışmalar yürüten profesörlerden harika dersler alıyoruz. Katılımcılarla LinkedIn üzerinden tanışmaya halen devam ediyorum ama sanırım sigorta sektörü temelli tek katılımcı benim!

Frankfurt Business School, ECB’den (Avrupa Merkez Bankası) aldığı rüzgarla bankacılık, mikro finans ve özellikle blokzincir (blockchain) projeleriyle Avrupa genelinde adını duyuran çok prestijli bir okul. Genellikle bankacılık sektörü üzerine akademik çalışmalar yürütüyor ama elde ettikleri birçok sonuç bence iyi bir incelemeden sonra sigorta sektörü için de uygulanabilir ve yol gösterici olabilir nitelikte. DLT ise henüz yeni bir kavram olmasına rağmen bütün finans sektörü adına “dönüştürücü” rol üstlenmeye aday.

İhtiyaç ile çözüm saniyeler içinde buluşabilecek

“Distributed ledger technology” (dağıtık kayıt tutma teknolojisi), bir merkez etrafında şekillenen sistemlerden farklı olarak coğrafi bölge, işlev veya sahiplik gibi sınıflandırmalardan bağımsız yürütülebilecek finansal sistemlere dair bir ütopya. Aslında ütopya veya fenomen kelimelerini kullanmak şu aşamada doğru olmayacak, çünkü yaygın olmamakla birlikte birçok erken dönem uygulaması mevcut DLT’de. En çok bilinen parçası ise şüphesiz blokzincir!

Aslında bu şekilde popüler kavramalara yoğunlaşılarak asıl inovasyonu getiren bütünden de uzaklaştığımızı görüyorum. Nasıl ki DLT sadece blokzincir değilse, blokzincir de sadece kripto varlık demek değil. Aynı şekilde kripto varlık da sadece Bitcoin değil…

DLT’nin getireceği teknolojik olanaklarla oluşacak ortak bilinç; ihtiyaç duyulan hizmetlerin, aracılar veya düzenleyici kurumlarla şişirilmiş operasyonel maliyetlere katlanılmadan alıcılarla saniyeler içerisinde buluşturmasını sağlayacak. Mevcut yerleşik piyasalardan çok farklı bir yapının ortaya çıkmasıyla günümüzün gelişmiş ülkeleri belki de yüzyıllar içerisinde yarattıkları avantajlarını kaybedecek ve çok sığ piyasalar birden hacim kazanarak yoğun talep görebilecek. Yani aslında Bitcoin veya blokzincir gibi hepimizin duymaya alışkın olduğu vitrindeki havalı kavramlardan daha derin bir değişim bizi bekliyor.

Sigorta için de iki potansiyel avantaj var

Sigorta sektörü için DLT’nin getireceği yenilikleri düşündüğümde ise aklıma hemen belki de iklim değişikliğinden sonra en büyük problemimiz olan teminat açığı geliyor. DLT’nin teminat açığına (protection gap) iki türlü pozitif etkisi olabilir. DLT yapısı üzerinde yürüyecek bir poliçeleştirme sürecinde aracılar olmayacağı için prim bedellerinde önemli düşüşler ve poliçeye ulaşmada ciddi kolaylıklar bekleyebiliriz. Dolayısıyla daha önce maddi engellerden dolayı teminatlandırma sürecine katılamayan birçok kişi poliçe sahibi olarak sigorta risk havuzunu olumlu anlamda geliştirecektir.

Diğer bir husus ise aslında barter sistemiyle poliçe taleplerinin artacağını öngörmem. Bu şekilde tüketicilerin akıllarında olumsuz bir izlenim bırakan sigorta ürününe karşı bir ödeme yapmaya daha istekli olabileceğini düşünüyorum yıllardır. Fiziki paranın bu şekilde bir dönüşümüyle müşteri havuzunda kapsamlı bir büyüme de beraberinde gelecektir.

“Kötü para iyi parayı kovar”

Kovid-19 salgınıyla birlikte dijital ekonominin geleneksel versiyonuna göre büyük oranda geliştiği bir dönemde DLT ile ilgili tartışmaların artması aslında piyasanın bu yeni düzene ne kadar hazır olduğunu gösteriyor. Öncelikle ülke merkez bankalarının ve sonrasında ECB’nin dijital para birimi konusunda yoğun bir hazırlığa başlaması DLT’nin yaygınlaşması adına önemli bir gelişme.

DLT için öngördüğüm diğer bir önemli özellik de toptan bir dönüşümün yaşanacak olması. DLT tabanıyla faaliyet gösteren bir finansal sistemin eski versiyonunu koruyarak yola devam etmesi, iktisatta “kötü paranın iyi parayı kovması” gibi. Yani bir arada olmaları ve beraber işlemeleri mümkün değil. Nasıl daha hızlı bir uygulama benzerlerinin yerini hızla alıyorsa DLT de benzer bir etkiyi geleneksel finansal unsurlar için oluşturacak.

DLT’nin sigortacılık değer zincirindeki etkilerine detaylı olarak başka bir yazıda değineceğim. 2014 yılında Türkiye’ye döndüğümde “iyi ki bu dönemde sigorta sektöründeyim” demiştim. Aradan 6 kocaman yıl geçti. DLT gibi bir dönüşümün etkilerini bilinçli bir şekilde yaşadığım bu dönem de bana yeniden “iyi ki sigorta sektöründeyim” dedirtiyor.

#DLTTalent, #FrankfurtBusinessSchool, #BlockStars, #BlockChain, #BitCoin, #CryptoAssets, #InsuranceIndustry, #ProtectionGap, #ClimateChange, #AIZAConsulting, #ZeynepStefan

 608 total views,  2 views today