EIOPA’dan Sistemik Risk Çağrısı

Avrupa Sigorta ve Emeklilik Sektörü Düzenleyici Kurumlar Birliği EIOPA (European Insurance and Occupatıonal Pensions Authority) 10 Nisan’da gönderdiği bir e-posta ile şimdiye kadar yürüttüğü sistemik risk çalışmalarını sektör ile paylaştı ve 5 ana başlık altında yönettiği 69 soru ile sistematik risk konusunda sektör paydaşlarının fikirlerini ve olası bir ek sermaye ihtimali karşısındaki aksiyonlarının neler olabileceğini sordu.

EIOPA’yı 2012’de tanımama rağmen araştırma çalışmalarına 2016 yılında dahil olma fırsatı edindim. Bu tarihten itibaren Kasım ayında düzenlenen yıllık olağan toplantısına katılma fırsatına da sahip oldum. Avrupa Birliği sigorta ve reasürans sektörü düzenleyici kurumlarını temsil etme gibi önemli bir misyonun yanında bence ortaya çıkan teknolojik gelişmelerin sektöre olası etkileri ile ilgili erken aksiyonları ve kapsayıcı komiteleri ile de dikkat çekmekte EIOPA. İncelediği birçok konu, InsurTech’den bireysel emeklilik fonlarının performansına, sermaye yeterliliğinden sigorta temelli yatırım ürünlerine kadar, akademisyenlerden ve sektör profesyonellerinden oluşan geniş bir danışman grubu ile paylaşılmakta ve birçok farklı görüş incelenerek CfA adı altında (Call for Advise – Tavsiye Talebi) dokümante edilmekte. Tabii ki EIOPA’nın da beraber çalıştığı başka kurumlar da mevcut. Bunlardan en önemlisi Avrupa Komisyonu (COM – The European Commission) ve İsviçre’de yer alan IAIS (International Association of Insurance Supervisors – Uluslararası Sigorta Düzenleyicileri Birliği).

EIOPA’nın gerçekleştirdiği son inceleme çalışması, Amerika Birleşik Devletleri’nde uzun zamandır gündemde olan ancak Avrupa’ya yeni uğrayan sigorta sektörünün sistemik risk taşıyıp taşımadığı, eğer taşıyorsa bu riskin nasıl yönetilmesi gerektiği ile alakalı. 29 Mart 2019 tarihli bir doküman ile çalışma gruplarına sistemik risk ve geniş kapsamlı uyum politikaları konularında sorular yönelten EIOPA, elde ettiği görüşleri konsolide ederek bir çalışma gerçekleştirecek ve muhtemelen Kasım 2019’da gerçekleştirilecek olan olağan yıllık toplantısında bu sonuçları paylaşacak. Kasım toplantısında sistemik riskle alakalı ek sermaye talebinin netleştirilmesi ihtimalini zayıf görüyorum. Avrupa Temmuz ve Ağustos aylarının tamamında neredeyse tatilde. Sistemik risklerle alakalı görüşlerimizi de 30 Nisan’da ilettik. EIOPA’ya görüşlerin hepsini incelemesi ve ortak bir zeminde birleştirmesi için dört ay gibi bir süre kalıyor ki, Avrupa standartlarında düzenleyici kurumların görüş beyan etmeleri için çok kısa bir süreç. Bununla birlikte Mart sonunda gönderilen metin ile (Discussion Paper on Systemic Risk and Macroprudential Policy in Insurance) sistemik risk için ek sermaye ayrılması ihtimali Solvency II’nin resmen yürürlüğe girmesinden dört yıl sonra artık Avrupalı sigortacıların gündemine de resmi olarak girmiş oldu, dolayısıyla saat işlemeye başladı.

Amerika Birleşik Devletleri’nde 2015 yılından beri konuşulan ve genellikle hayat branşında faaliyet gösteren MetLife ile birlikte anılan sistemik risk yaratan şirketler, finansal büyüklüğünün belli bir eşiği aştığı, sektördeki rekabet kalitesini olumsuz etkileyebilecek, kendi bünyesinde yaşanabilecek bir yönetim ve likidite krizinin geniş kapsamlı olarak finansal sistemi de etkileyebilecek büyüklükte olabileceği finansal kurumlar için kullanılmakta. A.B.D.’de SIFI (Systematically Important Financial Institution – Sistematik Öneme sahip Finansal Kurumlar) olarak adlandırılan bu şirketler FSOC (Financial Stability Oversight Council / finansal dengenin sürdürülmesinden sorumlu kurum) tarafından takip edilmekte ve kendi sektörlerindeki büyüklüklerine göre diğer şirketlere uygulanmayan ek sermaye taleplerine maruz kalmaktalar. FSOC’un araştırmaları bankalar (G-SIBs / Global Systemically Important Banks) ve sigorta şirketleri (G-SIIs /   Global Systemically Important Insurers) ayrımında yürütülmekte. En son Kasım 2018 tarihinde yayınladığı bildiri ile de sigorta şirketlerinin yaratabileceği sistemik riskin nasıl tespit edilebileceğini ve ölçülmesi gerektiğiyle ilgili EIOPA’ya method konusunda yol göstermiş. FSOC, sistemik riske sahip bankaları güncel olarak 2018 yılında listelemesine rağmen sigorrta şirketlerine ait son veri 2016 yılına ait ve bu listede yer alan dokuz şirketten (Aegon N.V., Allianz S.E., American International Group, Aviva Plc., Axa S.A., MetLife Inc., Ping An Insurance Group, Prudential Financial Inc, Prudential plc.) üç tanesi Avrupa Birliği merkezli olduğundan (Aegon N.V., Allianz S.E. ve Axa S.A.) EIOPA’nın da listesinde yer alacaktır. İngiltere merkezli olan iki tanesi (Aviva Plc. ve Prudential plc.) ise Brexit’teki belirsizlik dolayısıyla şimdilik listeye dahil edilebilir.

Elimizdeki listeye göre olabilecek senaryoları ise şu şekilde sıralamak isterim. Öncelikle şirketlerden talep edilecek ek sermaye, sahip oldukları sistemik risk seviyeleri aynı olmadığından farklılıklar gösterecektir. Bu aşamada sistemik riskin nasıl hesaplanacağı, hangi yöntemlerin kullanılacağı, FSOC benzeri bir hesaplama yönteminin mi geçerli olacağı, Solvency II’deki gibi bir standart model olup olmayacağı veya ‘internal model’de olduğu gibi kendi hesaplama modellerine imkan verilip verilmeyeceği soruları öne çıkmakta. EIOPA’nın yaklaşımı muhtemelen Solvency II’den kendi sermaye hesaplamasına alışkın olan şirketlerin sistemik risk için de sermaye hesaplamasını kendileri yapması yönünde olacaktır. Ancak önce hesaplama modelinin ülke düzenleyici kurumları tarafından da onaylanmasını şart koşacaktır.

FSOC listesinde yer almayan ancak EIOPA’nın yakından takip edebileceğini düşündüğüm diğer nokta ise reasürörler. A.B.D. tarafından yayınlanan listede yer almayan reasürörler Avrupa piyasasında büyük bir mali gücü oluşturmaktalar. Özellikle 2018 yıl sonu ve 2019 ilk çeyrek sonuçlarının açıklandığı bu haftalarda milyar Euro seviyesinde net kar ve hisse başına önemli tutarda temettü dağıtımı yapacaklarını belirten Avrupalı reasürörler de EIOPA ve ülke düzenleyici kurumlarının radarında olacaktır.

Sistemik riske yönelik ek sermaye taleplerine Amerikalı şirketlerin tepkileri öncelikle sistemik riske sahip olmadıklarını iddia etmek sonrasında da şirketi hukuki zeminde bölerek ölçekleri küçültmek şeklinde olmuştu. Avrupalı sigortacıların ilk cevapları merakla beklenirken emin olacağımız ilk nokta ek sermaye talebine başlangıçta hiçbir şirketin mutlu bir tepki vermeyeceği. Avrupa Birliği içerisindeki düşük faiz oranlarıyla yatırım gelirleri altüst olmuş, bu gelirlere dayanarak oluşturdukları hayat portföylerini teker teker elden çıkaran, Solvency II gibi ek sermaye düzenlemeleri ile Amerika ve Asya’da faaliyet gösteren rakiplerinden sermaye kullanımı açısından görece geride kalan Avrupalı sigortacıların sistemik riskle alakalı tepkileri de Amerikalı meslektaşlarına benzer olacaktır diye düşünüyorum. Ancak emin olduğum nokta, EIOPA’nın sektörü ilgilendiren diğer yaptırımlarda olduğu gibi sistemik riske de yaklaşımı ‘bekle ve gör’ veya daha tepeden inme bir sermaye düzenlemesinden ziyade bütün paydaşları çözüme dahil eden bir yapıda olacaktır ve düzenlemeye ilişkin taslak 2020 yılının ilk yarısında sektöre sunulacaktır.

#SystemicRisk, #MacroprudentialPolicy, #DiscussionPaper, #EIOPA, #CfA, #G-SIBs, #G-SIIs, #SolvencyII, #CapitalManagement, #ZeynepStefan

145 total views, 1 views today

0 replies

Leave a Reply

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *