Asıl Tehlike Sistemik Risk mi?

Covid 19 pandemisinin yaygın etkisi ve aşı geliştirme çalışmaları devam ederken 2020 yılının Ekim ve Kasım ayı ertelemeleri ve iptalleri de hız kazanıyor. Ertelemeler veya iptallerden dolayı ortaya çıkabilecek maddi kayıplara karşı teminatı olan kurum ve kuruluşlar poliçelerini kullanmaya hazırlanıyor ancak sigorta sektöründen işbirliği çağrıları ile birlikte itiraz sesleri de yükselme başlamış durumda.

Sektörden tazminat yönetim süreci ile alakalı ilk yorum Axa CEO’sundan gelmişti. Covid-19 sonucunda ortaya çıkan taleplerin sigorta şirketleri ve kamu otoritesi ile birlikte gerçekleştirilecek bir işbirliği ile karşılanması gerektiğini belirten Buberl, böylece daha etkin ve hakkaniyetli bir tazminat süreci olacağının ve sigorta sektörünün finansal olarak zayıflamasının da önüne geçileceğinin altını çizdi. Sektörün diğer paydaşları da, örneklerini daha önce terör ve yaygın etkili doğal afet hasarlarında gördüğümüz gibi özel sektör ve kamunun katılımı ile bir tazminat havuzu oluşturulmasının ve zararların bu havuz tarafından karşılanmasının hem sigorta sektörünü altından kalkamayacakları finansal bir baskıdan kurtaracağı hem de kamu otoritesini dahil ederek daha etkin bir hasar yönetiminin garanti edileceği konusunda hem fikir. Benzer bir görüş ise geçtiğimiz günlerde Allianz CEO’su tarafından da dile getirildi. Sektördeki sistemik riske dikkat çeken Bäte, Allianz’ı bekleyen hasar frekansının düşük olmasına rağmen sektörün meteor çarpmışa dönebileceği uyarısını yaptı.

Şimdilik sadece iki şirketten yapılan açıklamalar aslında sektörün genel görüşünü yansıtmakta. Sigortacılık kanunları ile açıklayacak olursak pandemi dolayısıyla oluşan hasarların sigorta şirketleri tarafından karşılanması öncelikle sigortalanabilirlik kavramının iki öğesi ile çelişmekte, ölçülebilirlik ve tanımlanabilir hasar kavramları. İnsanoğlunun karşısına ilk defa çıkan, bulaşıcılığı ve öldürme gücü yüksek olan ve ne yazık ki aşısı bulunmayan bir virüs, günümüzün birbiri ile son derece bağlantılı dünyasında nasıl ve hangi prim bedeli karşılığında sigortalanabilir? Dolayısıyla, belirli bir coğrafi bölge veya antropolojik sınır içerisinde kalmayan bu virüs henüz mevcut methodlar ile ölçemediğimiz bir risk ortaya koymamakta. Diğer bir kavram ise tanımlanabilir hasar kavramı. Virüsün vücutta yarattığı etkiler, akciğer yetersizliğinden inmeye kadar, her geçen gün çeşitlenmekte. Hastalığın seyrindeki belirsizlik ve dolayısıyla tedavi sürecindeki çeşitlilik de olası hasarın sınırlarını ve maliyetlerini arttırmakta. Sonuçları kamuoyu ile paylaşılan klinik deneylerin de gösterdiği gibi genel kanının aksine sadece belli bir yaşın üstündeki  kişileri değil bebeklerden gençlere kadar çok geniş bir yaş grubunu da etkileyebilmekte. Dolayısıyla pandemi gibi kapsamlı ve yönetilemez etkileri olan olaylar sigortalanma kapasitesi düşük olarak tanımlanır, teminat karşılığı tahsil edilmesi gereken prim kolayca hesaplanamaz veya çok yüksek bir meblağ öngördüğünden uygulanabilir değildir.  Bu şartlarda sigorta sektörünün yaptığı ödemeler ise karşılığında primini tahsil etmediği risklere karşı bir lütuf ödemesi özelliği taşır.

Burada dikkatinizi çekmek istediğim asıl konu sektörün karşı karşıya kaldığı sistemik risk. Sadece sigorta sektöründe değil sistemin diğer bileşenlerinde de benzer bir karşılık bulan sistemik risk kavramı, finansal yapıyı tümden tehlikeye atabilecek büyüklükte bir kaybı ifade etmekte. Yakın zamanda Amerikan piyasasında faaliyet gösteren bazı şirketler sistemik risk taşıdıkları ve olası bir iflas durumunda finansal sektörün bütününü tehdit edebilecekleri için ek sermaye zorunluluğu ile karşılaşmışlardı ve düzenleyici kurum tespit ettiği sistemik riski ilgili şirketleri bölerek azaltma yoluna gitmişti. Covid 19 pandemisinde ise ülkeler arasında yeterli işbirliği gerçekleştirilememesi ve salgını azaltmak için alınan önlemlerin (sokağa çıkma yasağı, iş yavaşlatma veya durdurma vb.) derecesinin farklılık arz etmesi sistemik riski yönetebilmek için önleyici çalışmalardan (preventive) ziyade ortaya çıkarıcı (detective) kontrolleri kullanmayı zorunlu kılmakta. Konsolide çözümler gerçekleştirilemediği için de herkes kendi başının çaresine bakmakta ve böylelikle sistemik risk sektörün uykusunu kaçırmaya devam etmekte. Pandeminin sektör üzerindeki etkisinin gerçek sınırlarını ileride daha net görecek olmakla birlikte şirketlerin sermaye yeterliliklerini ciddi oranda etkileyeceğini ve ülkelerin düzenleyici kurumları ile birilikte EIOPA’ın da ciddi önlemler almak için harekete geçeceğini kolaylıkla öngörebiliriz. Şimdilik sadece stres testleri ve sonuçlarının paylaşılması ile ilgili bir esnetmeye giden EIOPA’nın pandemi koşullarına göre şekillenmiş yeni bir Solvency II oluşturmak için kolları sıvaması gerekebilir.         

2,5 aya yaklaşan karantina sürecimde Covid-19 bana sadece sigorta sektöründeki değil ekonominin bütün bileşenlerindeki süreçlerin aslında temelde bir risk yönetim faaliyeti olduğunu bir kez daha gösterdi. Önemli olan ise bu zor koşullarda varlığını sürdürmek zorunda kalan şirketlerin ne kadar olgunlaşmış bir yapıya sahip oldukları. Yani yapılarıyla alakalı neyi bilmediklerini biliyolar mı, ya da neyi bilmediklerini bilmiyorlar mı?

#Covid19, #RiskManagement, #SystemicRisk, #RegulatoryBody, #AizaConsulting, #ZeynepStefan

 307 total views,  5 views today

1 reply

Trackbacks & Pingbacks

  1. […] riskle ilgili görüşlerimi ‘Asıl Tehlike Sistemik Risk mi?’ yazımda detaylandırmıştım. (https://zeynepstefan.com/asil-tehlike-sistemik-risk-mi/) Sistemik riskin ESRB kanalıyla özellikle Avrupa piyasasında nasıl yönetildiği ise bu yazıda […]

Leave a Reply

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *